Ayhan K. 1981 yılında Almanya'dan gelip köyünde bir evin inşaatına başlamıştır. Karşı komşusu olan Zehra isimli dul kadın inşaatın başındayken Ayhan K.'ya ayak üstü vişne suyu ikram eder. Ayhan bu soğuk vişne suyunu sıcağında etkisiyle tek bir hamleyle içer. Ayhan daha birkaç saat sonra Zehra'nın adını anmaya başlar. Evli bir erkek olmasına rağmen Zehra'ya aşık olmuştur.
Oysa Zehra kimsenin "güzel, alımlı" şeklinde bahsedebileceği biri değildir. 

Parasını tutma konusunda çok akıllıca davranan ve o zamana kadar gayet aklı başında biri olan Ayhan çok belirgin değişiklikler sergilemeye başlamıştır. Bir dediği öteki dediğini tutmaz, parasını har vurup harman savurur, seccadeleri ise "iğrenç ayak kokan bez parçaları" şeklinde tabir etmeye başlar ve namazdanda uzak durur. Yakın çevresi bile konuşmalarında öfke ve çelişkiler bulmaya başlar. Ayhan zamanla dostlarını kaybetmiştir ve ona artık sadece kötü niyetliler saflığından faydalanmak için yaklaşmaya başlar.

Sürekli Zehra'dan bahseder ve kendi karısına bile Zehra'ya aşık olduğunu onu bir an için bile aklından çıkaramadığını belirtir. Eşi Emine hanım onda büyü olduğunu fark eder. Birkaç hocaya görünürler. Hocaların çoğu kendisine adet kanı içirildiğini söyler ve pek birşey yapamayacaklarını söyleyip geri çevirirler. Tanıyıpta gitmedikleri hoca kalmaz. Neredeyse bir otomobil alacak parayı medyumlara vermişlerdir ama çare olmamıştır. Eşi Emine hanım sürekli ağlamakta ve beddua etmektedir. Ayhan artık eski Ayhan değildir. Neredeyse tamamen tersine dönüşmüş, havai bir adam haline gelmiştir. Saçma sapan hayaller kurmanın yanında aldığı maaşla ay sonunu bile getiremez hale gelir. Çünkü her isteyene para verip kısa süre sonrada pişman olmakta ama herşeye rağmen hatasına devam etmektedir. 

Takdir Allah'ındır... "Kesin böyledir" gibisinden bir yorumda bulunmak budalalık olur ama bu olanlar en çok Ayhan'ın kocası Emine hanıma zarar vermiştir. Ben bu olanların Emine hanımın sayısı belirsiz büyü yaptırmak yetmeyip iftira atarak boşanmasına sebep olduğu gelinin ahına bağlıyorum. 

Sonuç olarak ise; ne olursa olsun kimden gelirse gelsin Euzu-Besmele'siz yemeyin içmeyin.